ekonomi1 saat önce0 Okunma
Gürlek ne söyledi, neyi gizledi: Medya ve siyasiler
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in dün fon vurgununa ilişkin açık...
30 Saniyelik Net Özet
Olgusal & Tık Tuzaksız Haber Analizi- Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in dün fon vurgununa ilişkin açık...
Okuma Süresi: ~30 saniye
Yasal Uyarı: Bu sayfada yer alan analiz ve hap bilgiler yatırım tavsiyesi niteliğinde olmayıp genel bilgilendirme amaçlıdır.

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in dün fon vurgununa ilişkin açıklamaları, başından beri söylediğimiz gerçeğin artık üzerinin örtülemediğini gösteriyor. Bu vurgunun birkaç manipülatörün işi olmadığını, bürokrasi, medya, adalet sistemi ve siyasi bağlantılarla örülmüş organize bir yapıdan kaynaklandığını daha ilk günden beri söylüyoruz. Gürlek bugün bu yapının önemli bölümünü resmen kabul ediyor. Ancak suçun siyasi organizasyonuna ve koruma ilişkilerine dair soruları bilinçli şekilde yanıtsız bırakıyor. Bakan, hiyerarşik ve sistemli iş birliğinin delillerine ulaşıldığını, rüşvet mekanizmasıyla denetimlerin etkisizleştirildiğini ilan etti. Böylece sonunda soruşturma basit piyasa manipülasyonundan örgütlü suç yapılanmasına dönüştü. Zaten soru, bu vurgunun ortaya çıkmasından bugüne geçen sürede hiçbir zaman yalnızca kimin hangi hisseyi manipüle ettiği değil, bu örgütün kimler tarafından yönetildiği, finanse edildiği ve korunduğu. Gürlek’in açıklamasında 433 şüpheli, 112 tutuklu, 186 adli kontrollü ve yaklaşık 30 milyar liralık iade var. Ancak kriz öncesinde tasfiye kapsamına alınan fonların büyüklüğü yaklaşık 850 milyar liraydı. Yüz binlerce yatırımcı, aileleriyle birlikte milyonlarca insan etkilendi. Borsa İstanbul’daki değer kaybı ve Merkez Bankası rezervlerindeki erime ile birleştiğinde yıllara yayılan ölçekte yapılan organize vurgunun ötesinde oluşan kayıp 195 milyar dolara vardı. Çok daha geniş ekonomik sonuçlarını önümüzdeki aylarda tüm ülke olarak hissedeceğiz. Bu ölçekteki bir vurguna ait soruşturmanın “bir cerrah titizliğiyle” yapıldığını göstermek adına güven yaratmak için yapılan açıklama ise amacına ulaşmıyor. Vurgun organizasyonunda görünen en önemli boşluk halen siyasi isimler. Gürlek, suç yapılanmasıyla bağlantılı siyasi profiller hakkında yasal işlemler yapıldığını söylüyor. Fakat kim olduklarını, hangi görevlerde bulunduklarını, neyle suçlandıklarını ve haklarında hangi işlemlerin yapıldığını açıklamıyor. Örgütlü suç soruşturmasında asıl mesele yalnızca işlemleri gerçekleştirenler değil, örgütün karar ve menfaat ilişkileri. Kimler talimat verdi? Kimler içeriden bilgi aldı? Kimler kamu kurumlarının müdahalesini engelledi? Siyasi nüfuz kullanılarak kimler denetimleri durdurdu? Raporları gizledi? Kimler vurgun hakkında uyarı yapmaya çalışanları ya gözaltına aldı, ya da üzerine paralı trol ordularını saldırttı? Üstelik Bakan, denetim mekanizmalarına suç şebekesinin sızdığını söylüyor. Bu ifade, devlet kurumlarını dışarıdan ele geçirilmiş yapılar olarak gösterirken yönetim ve siyasi denetim sorumluluğunu arka plana itiyor. SPK, BDDK, Borsa İstanbul, Varlık Fonu, MKK ve ilgili kamu kurumlarının üst yönetici atamaları bizzat Cumhurbaşkanı tarafından yapılıyor. Bu isimlerden çoğu halen yerinde. Bu isimler yılarca hangi işlemleri denetledi, hangi uyarıları görmezden geldi? Siyasi makamlar ne zaman haberdar oldu? Gürlek’in ikinci büyük kabulü, medyanın suç yapılanmasındaki rolü. Bakan, bürokrasi, manipülatörler ve medya arasında kapsamlı iş birliği bulunduğunu açıkça belirtiyor. Siyasilere yine değinmeden. Tam da burada Tera Yatırım’ın finansal tabloları dikkat çekiyor. Şirketin giderleri 2024’te 8,25 milyon lirayken 2025’te 76,8 milyon liraya yükseldi. Ayrıca 15,1 milyon liralık ve luk gideri kaydedildi. harcamalarının dokuz katına çıktığı 2025, fon manipülasyonlarına ilişkin uyarıların da yapıldığı dönemdi. Tera hakkında Sabah ve Dünya gazetelerinde, Anadolu Ajansı üzerinden çeşitli olumlu haberler defalarca yayımlandı. Tera yöneticilerinden Kerem Alkin aynı zamanda Sabah yazarıydı. Anadolu Ajansı’nın bazı Tera haberlerini arşivinden kaldırdığı iddiası da basına yansıdı. Fon soruşturmasında adı geçen başka isimler CNN Türk, A Para ve Akit TV yayınlarında yer aldı. Bu ilişkiler, söz konusu kuruluşların Tera’dan ödeme aldığını veya suça katıldığını göstermiyor. Ancak Bakan medyanın örgütlü yapının parçası olduğunu söylüyorsa, hangi yayınların ve ödemelerin soruşturulduğu açıklanmalı. Tera’nın lukları da aynı çerçevede önem taşıyor. 2024’te Sermaye Piyasası Lisanslama kuruluşunun halka arz sempozyumuna, Tezmen’in yönetiminde olduğu MKK ev sahipliğindeki uluslararası finans zirvesine oldu. 2025 Sermaye Piyasaları Kongresi’nde ise platin du. Mehmet Şimşek, bazı fonlarda manipülasyon yapıldığını bildiklerini aynı kongrede açıkladı. 6 Şubat 2024’te depremini anma töreninde Taha Çakmak Türkiye Sigorta’nın yüksek karına karşılık bizzat Cumhurbaşkanı’nın elinden ödül aldı. Türkiye Sigorta’da vatandaşın biriktirdiği parasıyla vurguna dahil olan Taha Çakmak’ı Cumhurbaşkanı’nın önüne ödül verilecek kişi olarak kim çıkardı? luk suç değil. Ancak denetim otoriteleriyle, ülkeyi yöneten kişiyle aynı platformlarda görünürlük kazanmanın yatırımcı güveni üzerindeki olumlu etkisi malum. Tera’nın ve adı geçen diğer şirketlerin --luk harcamalarının alıcıları mutlaka açıklanmalı. Gürlek medya bağlantılarının varlığını açıklıyor, fakat bu bağlantıların mali ve örgütsel yapısını ortaya koymuyor. Siyasi profillerden söz ediyor, fakat siyasi sorumluluk zincirini açıklamıyor. Bürokrasi bağını ifşa ediyor ancak tüm isimleri açıklamıyor. Soruşturmanın gizliliği ve masumiyet karinesi elbette herkes için korunmalı. Ancak bu ilkeler, kamu kurumlarının ve siyasi makamların hesap verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor. Bakan, hiçbir karanlık noktanın kalmayacağını söylüyor. O halde örgütün yöneticileri, siyasi bağlantıları, medya üzerinden kurduğu ilişkiler ve denetimlerin neden işlemediği de aydınlatılmalı. Örgütlü suçun varlığını kabul edip örgütün siyasi ve kurumsal koruma mekanizmalarını açıklamamak, bu vurgunun nasıl mümkün olduğunu hâlâ karanlıkta bırakmak demek. Üstelik milyarlarca parasını kaybeden milyonlarca yatırımcının kayıplarının kaçırıldığı yerlerden geri getirilmesinin de önü böylece tıkanıyor.
Kaynak:birgun



