dunya1 saat önce0 Okunma
'Stratejik derinlik'ten 'bölgesel sahiplenme'ye: AKP'nin ABD endeksli dış politikası
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz. AKP’nin ilk yıllarındaki dış politika yönelimi "Stratejik D...
30 Saniyelik Net Özet
Olgusal & Tık Tuzaksız Haber Analizi- Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz. AKP’nin ilk yıllarındaki dış politika yönelimi "Stratejik D...
Okuma Süresi: ~30 saniye
Yasal Uyarı: Bu sayfada yer alan analiz ve hap bilgiler yatırım tavsiyesi niteliğinde olmayıp genel bilgilendirme amaçlıdır.

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz. AKP’nin ilk yıllarındaki dış politika yönelimi "Stratejik Derinlik"le "doktrin"e edilmişti. Neo Osmanlıcı, kimilerine göre Pan İslamist, bu strateji Davutoğlu’nun eseriydi. Siyasal İslamcıların “mabedi” Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi tedrisatlı Davutoğlu’nun danışman, dışişleri bakanı ve başbakan olarak uygulayıcısı olduğu “doktrin”e göre siyasal İslamcı AKP, Osmanlı bakiyesi coğrafyada etkin olacak, oyunlar kuracak, oyunlar bozacaktı. Stratejik derinlik birden bire ortaya atılan bir yönelim değildi. Amerikan emperyalizminin yeni Ortadoğu yöneliminin bir uzantısıydı. Teorinin ortaya atılışı ile Amerikan emperyalizminin bölgeye yönelik müdahaleleri başat ilerliyordu. 11 Eylül saldırılarıyla birlikte ABD, “önleyici doktrin” adı altında bölgesel müdahaleciliğine meşruiyet arayışına girdi. Teori aynı zamanda küresel sermayenin ve Türk burjuvazisinin taleplerini de içeriyordu. “İhvan kuşağı” üzerinden Türkiye Ortadoğu semalarında boy gösterecek, tüm bölgede ABD destekli inşa edilen Müslüman Kardeşler rejimleri birbirini bütünleyecekti. Bu kuşağın ucu AKP Türkiyesi’nden Mursi’nin Mısır’ına çıkıyordu. 2011’in fırtınalı Arap Baharı’nda işler tersine döndü, proje tutmadı, Ortadoğu’da bambaşka bir toplumsal, siyasal, sosyo ekonomik gerçeklik ortaya çıktı. AKP’nin ABD yörüngesindeki dış politikası da yeni jeopolitik denklem çerçevesinde revize edildi. “Stratejik Derinlik” bir tarafa bırakıldı, yeni bir dış politik yönelim ortaya atıldı: “Bölgesel sahiplenme.” Tek adam rejiminin "bölgesel sahiplenme" adını verdiği yeni sürüm Hakan Fidan'ın dışişleri bakanlığı görevine getirilmesiyle uygulamaya konuldu. Fina’a göre “bölgesel sahiplenme” “regional ownership” sorunların çözülmesi için ülkelerin bir hegemona ihtiyaç duymaması gerektiğini, devletlerin sorunlarını kendi aralarında çözmesini içeriyor. Bu amaçla devletlerin “bölgesel sahiplenme” ile hareket etmeleri gerekiyor. Fidan öncesinde de sıklıkla Türkiye'nin "bölgesel sahiplenmeye dayalı bölgesel güvenlik mimarisi" üzerinde çalıştığını kaydetmişti. Dışişleri Bakanlığı’nın resmi sitesinde de “Türkiye Yüzyılı”nda milli dış politika” başlığıyla “bölgesel sahiplenme yaklaşımı” deklare ediliyor. Bu “sahiplenme” de Trump ABD’sinin Ortadoğu’da yükü tırma, kimi meseleleri bölgesel aktörlere devretme stratejisinin bir çıktısı. Washington’ın Aralık 2015’te açıkladığı “Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi”de de açıkça yazıldığı üzere ABD, ağırlık merkezini Batı Yarımküre’ye çekerken Ortadoğu’da müttefikler üzerinde bir iş bölümü öngörüyordu. ABD özetle “bana maliyet çıkarmayın sorunları siz çözün, ben hakemlik yapacağım” diyordu. Stratejik derinlik iflas edince AKP de kendisine açılan alanlarda “bölgesel sahiplenme” adı altında yeni rollere soyundu. ABD’nin dağıttığı roller kapsamında Saray rejimi öne fırlarken Türkiye’nin merkezinde yer aldığı üç “bölgesel” mecra ortaya çıktı. Önce Suudi Arabistan ve Pakistan ile Mekke, ardından da Katar, Pakistan ve Endonezya ile Bedir İttifakı'nın kurulmasında aktif rol oynandı. Bunlara paralel olarak Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan’dan müteşekkil “R4” oluşumu kuruldu. TSK’nin Suudi Arabistan’a gönderilmesini ve NATO vari 5. maddeyi içeren Mekke Anlaşması’nın dumanı tüterken 23 Ekim’de İstanbul’daki R4 buluşması vesilesiyle Fidan yaptığı ımda “bölgesel sahiplenme” anlayışına hareket ettiklerini dillendirecekti. Türkiye, Ortadoğu'nun yeni bir güvenlik mimarisinde yer alma peşinde. “Güvenlik mimarisi” denilen şey, Amerikan-İsrail endeksli temelleri savaş ve kanla atılan askeri-siyasi süreç. AKP’nin işbaşına gelmesinin üzerinden yaklaşık çeyrek asır geçti. 3 Kasım 2002’deki seçimden bu yana tek başına iktidarda olan AKP, bu süre zarfında kendisine iktidar yolunu açan küresel güç merkezlerinin dikte ettiği her şeyi yaptı. Bunun adı kimi zaman “stratejik derinlik” oldu kimi zaman da “bölgesel sahiplenme.” Değişmeyen tek şey “taşeronluk” görevi. “Bölgesel sahiplenme” de Türkiye’yi yeni savaşlara sürüklemeye stratejisi. Meclis’e gelen Mekke Anlaşması kapsamında askerin Arabistan’a gönderilecek olması dahi bu “sahiplenme”nin ne menem bir şey olduğunu göstergesi. İktidarın, “Türkiye Yüzyılı”nda milli dış politika diye lanse ettiği politika iddia edildiği gibi "stratejik özerklik” veya "denge politikası" değil. Dümeni iyiden iyiye Amerika’ya kıran siyasal İslamcı iktidar, ülkeyi vekil bir güce dönüştürüyor. Fon vurgununun da bir kez daha açığa çıkardığı üzere içeride yalpalayan, rıza üretemeyen Saray rejimi, ABD’den sağlayacağı meşruiyet karşılığında “bağımlılık” ilişkilerini daha da derinleştirirken ülkeyi maceradan maceraya sürüklemekte kararlı.
Kaynak:birgun
İlgili Haberler

dunya
Demokrat aday Keisha Lance Bottoms, ABD'de vali seçilen ilk siyahi kadın oldu
26 dk önce
dunya
ABD'de ilk seçim sonuçları Demokratların yükselişine işaret ediyor
38 dk önce
dunya
SON DAKİKA... ABD’de Trump için kritik gün: Vatandaşlar sandık başında: 60 milyon seçmen erken oy kullandı!
41 dk önce
dunya